Web Sitenizin Düşük Performans Göstermesinin 7 Sebebi

 

eb sitesi düşük performans

Web sitenizin performansından hoşnut musunuz? Rakipleriniz ile aranızdaki makasın açıldığını düşünüyor ve telaş içinde bir şeyler yapmaya mı çalışıyorsunuz? Merak etmeyin, bu şekilde düşünen bir tek siz değilsiniz. Dijital Pazarlama’da hızlı aksiyon almak ve sürekli gelişme kaydetmek izleyebileceğiniz en doğru stratejidir. Her zaman daha iyisini başarmanın mümkün olduğunu yer aldığımız onlarca projede bizzat deneyimledik. Bu yazımızda Web sitenizin performansını artıracak 7 önemli ipucu bulacaksınız.

1: Zayıf Performanstan Kaynaklanan Zayıf Trafik

Bir Web sitesinin her noktası mükemmele yakın optimize edilmiş ve tamamıyla hedefe uygun içerikle donatılmış olabilir. Bu durum Arama Motorlarının karşılaşacağı sorunlar olmayacağı anlamına gelmez. Optimize ettiğinizi düşündüğünüz herhangi bir öğe, herhangi bir arama motoruna yanlış görünebilir. Bu yüzden sayfalarınızın kontrolünü farklı gözler aracılığıyla da yapmanız sağlıklı olacaktır. İlk olarak Google Search Console kullanarak sitenizin Google gözünde ne durumda olduğunu kontrol edebilirsiniz. Search Console sitenizdeki problemli sayfaları tespit edecek ve düzeltmeniz için size bir yol gösterecektir.

Bulunamayan ya da hatalı yönlendirilmiş sayfalar, düşük performans ve dolayısıyla düşük trafik demektir. Düzelttiğiniz her öğe hem organik hem de diğer trafik akışını belirgin düzeyde etkileyecektir.

2: Doğru Kampanya için Yanlış Hedef Kitle Seçmek

Sitenizin içeriğinde ve yapısında köklü değişiklikler yapmak veya tüm gücünüzü yeni oluşturduğunuz kampanyaya yönlendirmek, iki sonuca yol açabilir:

  • Büyük düzeyde olumlu sonuç elde etmek
  • Büyük düzeyde olumsuz sonuçla karşılaşmak

Olumsuz sonuçla karşılaşmamak için sitenizin mevcut ziyaretçi profilini yakından incelemenizi tavsiye ederiz. Ziyaretçilerinizin davranışları, yaşadıkları yer, sitede geçirdikleri süre, kullandıkları cihaz veya Web tarayıcısı gibi detaylar, sitenizin ziyaretçi profili hakkında faydalı bilgiler edinmenizi sağlar. Söz konusu profil içerisinde, sayfalarınızdan ya da içeriğinizden memnun olmayan bir grup kullanıcının varlığı kolaylıkla anlaşılacaktır;

* Örneğin kampanyanız İstanbul şehir sınırları içinde yaşayan 25 yaş üstü kadın müşterileri hedeflemektedir, fakat kampanyanızı destekleyen diğer mecralarda herhangi bir şehir, cinsiyet ve yaş sınırlaması yapılmamışsa, sitenize diğer şehirlerde yaşayan Erkek müşteriler geldiğinde (veya 25 yaş altı Kadın müşteriler), kampanyanın kendilerini hedeflemediğini düşünerek sitenizden hemen çıkış yapabilirler. Bu sebeple kampanya hedefinizi net bir şekilde belirlemeli, hedef kitlenizi kesin bir şekilde ifade etmelisiniz.

Google Analytics bu konuda hedef kitle analizi yapmanızı sağlayabilecek en faydalı ve ücretsiz araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Web sitenizi uzun zaman önce Google Analytics’e kaydetmişseniz, şanslısınız. Hem uzun vadede hem de dönemsel olarak trafik ve hedef kitle analizi yaparak yeni kampanyalarınız için doğru hedef kitle seçimini kolaylıkla yapabilirsiniz.

Ayrıca, kampanyanıza destek olmasını planladığınız diğer mecraları ve platformları da gözden geçirmeniz gerekmektedir. Ödemeli Reklam Ağı ve Sosyal Medya bu konuda analiz edebileceğiniz iki mecradır. Ödemeli Reklam Ağı için Google AdWords kullanıyorsanız, hedefleme yapma fırsatınız çok daha yüksektir. Sosyal Medya platformları içinse mevcut stratejinizde değişikliğe gitmeniz, geriye dönük istatistiki inceleme yapmanız gerekebilir. Özellikle Facebook ve Twitter, bu konuda ihtiyacınız olan rakamları size sunabilmektedir.

campaign performance

3: Dizayn Sorunları

Sitenizin dizaynı yeterli mi? Örneğin Siteniz Mobil İnternet için yeterince optimize mi? 21 Nisan 2015 tarihinde devreye giren Mobil Uyumluluk Güncellemesi (Mobilegeddon) sonrasında mobil uyumlu olmayan birçok Web sitesinin gözle görülür düzeyde trafik kaybı yaşadığını söyleyebiliriz. Trafik kaybının detaylarına baktığımızda, düzgün görünmeyen sayfalar kullanıcının hemen çıkmasına, organik arama sonuçlarında sıralanan ve mobil uyumlu olmayan sayfalara tıklamamayı tercih etmesine sebep olabiliyor. Bu sinyallerin herhangi biriyle karşılaştıysanız ve siteniz mobil uyumlu değilse, içeriğinizin yeterliliğinden çok sitenizin dizaynı konusunda problemlere sahip olduğunuzu söyleyebiliriz.

Yine Google Analytics aracılığıyla iniş sayfalarınızı tek tek inceleyebilir ve sorun yaşanan bölümlerin üzerine eğilebilirsiniz. İsterseniz Google Analytics için özel rapor oluşturma yöntemlerimize de göz atabilirsiniz:

4: Sitenizin Çok Karmaşık Olması

Sitenizde hareket etmeyi kolaylaştıran belli başlı öğeler vardır. Linkler, Navigasyon, Çerçeveler, Formlar, Butonlar… Bu öğelerin hem masaüstünde hem de mobilde düzgün şekilde görüntülenebildiğinden sonuna kadar emin olmanız faydalıdır. Yazıların okunabilir fontlardan seçilmesi ve yeterli büyüklükte olması, butonların yeteri kadar dikkat çekici olması ve rahat tıklanabilir şekilde konumlandırılmış olması, navigasyon öğesinin kullanıcıyı sitenizin doğru bölümlerine götürmesi, sayfadaki fonksiyonların açıklayıcı metinlerinin bulunması gibi birçok detay, kullanıcının aklını karıştırmadan sitenizde rahatça gezinmesini sağlar. Bu öğelerden herhangi birinin yeterli olmayışı, kullanıcının o noktada takılmasına ve siteyi terk etmesine sebep olabilir. Bu sebeple hedefe uygun şekilde sonuçlanmamış olan ziyaretler ortaya çıkabilir.

Google Sayfa İçi Analytics eklentisini kullanarak kullanıcılarınızın sitenizde en çok hangi bölüme tıkladığını veya hiç tıklamadığı bölümleri tespit edebilirsiniz. Böylece hiç tıklanmayan veya diğerlerine oranla çok az tıklanan öğelerin ne gibi bir soruna yol açtığını incelemeniz kolaylaşacaktır.

5: Yetersiz İniş Sayfası (Landing Page) Tasarımı

Sitenizdeki iniş sayfaları, standart sayfalarınızdan farklı olmalıdır. İniş sayfalarının içeriği, tasarımı ve yapısı, kullanıcıya bir rehber gibi hizmet verebilmelidir. İniş sayfasında kullanılan doğru içerik ve faydalı yönlendirmeler, hedeflediğiniz sonuca daha kolay ulaşmanızı sağlayabilir. Firmanızın veya hizmetinizin imajı, sunduğunuz hizmetin faydaları, kullanıcıda uyandırdığınız merak hissi ve birçok faktör, iniş sayfalarınızın çekiciliğini artırmalıdır. Tasarım açısından kusursuza yakın olan iniş sayfaları doğru ve yeterli içerikle beslendiğinde trafik kaybı riski azalmaktadır.

İniş sayfalarınızı farklı tasarımlarla test ederek, sürekli güncellenen ve özgünleştirilmiş içerikle geliştirmenizi tavsiye ederiz. Doğru yerde kullanılmış görsel içerik, ses veya video dosyaları sayfanızı destekleyebilir. Görselleriniz için açıklayıcı metin yazmak, videolarınız için alt yazı eklemek gibi küçük detaylar, iniş sayfanızı daha kullanışlı kılacaktır.

Web design concept

6: Seçtiğiniz Konuların Kullanıcıyı Çekmemesi

SEO ile ilgilenenlerin sıklıkla gördüğü bir ifade vardır: “Content is King” (İçerik Kraldır). Biz bunu daha farklı ifade edebiliriz: “Right Content is King” (Doğru İçerik Kraldır). İçerik oluşturmak için gereğinden fazla zaman harcıyor olabilirsiniz, peki içeriğin “doğru içerik” olduğundan emin olabiliyor musunuz? Veya içeriğinizin “doğru içerik” olması için ne kadar zaman harcıyorsunuz? Bazen seçtiğiniz konu yeterince ilgi çekiciyken, doğru içerikle donatılmadığı ve doğru şekilde desteklenmediği için kullanıcıların ilgisini çekmeyi başaramayabilirsiniz. Ya da çok fazla ilgi çekmeyen bir konuda ilginç bir içerik üretmiş olabilirsiniz. Kullanıcınızın ilgisini nasıl çekeceksiniz?

Bakın o şarkıcı nasıl yakalandı??!?!” şeklinde bir başlık atıp, sönük veya önemsiz bir içeriği kullanıcıya sunduğunuzda sahip olduğunuz saygınlığı yitirebileceğinizi düşündünüz mü?

Eğer kullanıcı seçtiğiniz konunun, attığınız başlığın, kullandığınız paragrafın veya yaptığınız alıntının yeteri kadar iyi olmadığını düşünürse, Markanız, Ürününüz, trafiğiniz ve dönüşüm oranlarınız olumsuz etkilenecektir.

Özellikle blog yazılarıyla ilgili performans analizi yaparak hangi yazılarınızın ya da ağırlık verdiğiniz hangi konuların daha az ilgi çektiğini tespit edebilirsiniz. Ayrıca eğer mümkünse, yazılarınız konusunda kullanıcılarınızdan bildirim almayı deneyebilirsiniz. Zayıf içeriği tespit ettiğinizde, her şeye baştan başlamanız ve içerik stratejinizi yeniden inşa etmek zorunda kalabilirsiniz. Bu her ne kadar acı verici bir süreçmiş gibi görünse de, uzun vadede yaşanması muhtemel trafik kayıplarını önleyecek ve hatta daha çok trafik almanızı sağlayabilecektir.

7: İçerik ve Teklif Arasında Bağlantının Olmaması

İçeriğiniz teklif ettiğiniz avantajı veya faydayı yeteri kadar anlatmıyorsa, kullanıcı “bana faydası tam olarak nedir?” diye sorabilir. Ayrıca hizmetinizin, ürününüzün ya da kampanyanızın şartlarını yeteri kadar açıklamamışsanız, trafik kaybı dışında daha farklı problemlerle karşılaşabilirsiniz. Teklif ettiğiniz ürünün ya da hizmetin avantajlarını, kullanıcıya faydasını tam olarak açıklamanız, sunduğunuz teklifin neden kullanılması gerektiğini belirtmeniz büyük fayda sağlayacaktır. Böylece hedeflediğiniz dönüşümün gerçekleşmesi mümkün olabilir.

Bu noktada en önemli olan konu, içeriğinizin her kullanıcının gözünde benzer tabloyu oluşturabilme başarısıdır. Cümlelerinizdeki herhangi bir ifade, belirli bir kitlenin konuyu yanlış anlamasına sebep olabilir. Olabildiğince sade ve net bir şekilde teklifinizi, kullanıcının neyi tecrübe edeceğini ifade etmeniz çok sağlıklı olacaktır.

8. Madde Gibi Davranan Sonuç:

Optimize edilmiş bir Web sitesi statik ve atıl durumdaki bir Web sitesinden haftanın herhangi bir günü çok daha iyi performans gösterebilir, lakin Dijital Pazarlama ile yeterince uğraşanlar çok iyi bilirler ki, her zaman yapacak bir iyileştirme mevcuttur, yani iyileştirmenin sonu yoktur!

Eğer öyle düşünüyorsanız, yukarıda bahsettiğimiz konularda kendinize yeni fikirler bulmuş ve yeniden başlamak için bir yol haritası çizmiş olursunuz. Eğer öyle düşünmüyorsanız, düşük performans gösteren Web siteleri için bulduğunuz çözümlere göz atmaktan mutluluk duyarız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir