seo efsaneleri - doğru bilinen yanlışlar

Geçtiğimiz haftalarda, Arama Motoru Optimizasyonu’nun (SEO) yanlış stratejiler üzerine inşa edilmesinin yol açabileceği zararlardan bahsetmeye başlamıştık. Bugün yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

12.Efsane: Para mutluluğu satın alabilir!

-“Google AdWords’e bir sürü reklam verdim, sürüyle para yatırdım. Artık sıralamalarda daha da üste çıkacağım.”

Bu, büyük bir komplo teorisidir. Forumlarda ve akşam sohbetlerinde bol bol konuşulur. Ancak herhangi bir geçerliliği yoktur.

Gerçek: “Google’a ne kadar öderseniz, sıralamada o kadar yükselirsiniz” şeklinde bir efsane döner dolaşır, ancak bu gerçeklikten uzak bir söylentidir. Google AdWords reklamları da, kendi içlerinde belli başlı optimizasyonlara tabi tutulurlar ve Google’ın reklam gösterme politikasına uygun olarak kullanıcılara sunulurlar. Ayrıca her firmanın bütçesi aynı değildir, söylenti çerçevesinde bakarsak;

Aynı sektörde hizmet veren iki firmadan biri, X firması küçük bir işletmedir ve Google AdWords için ayda 3 haneli bütçe ayırabilmektedir. Rakip Y firması ise büyük bir işletmedir ve Google AdWords için ayda 4 haneli bütçeler ayırır. Y firması daha fazla harcadığı için her zaman daha üstte mi çıkmalıdır? Hayır. Reklamların hitap ettiği kitle, reklamların optimizasyon kalitesi, içeriği, ne kadar ve nasıl dikkat çektiğinden tutun da, alım gücü, sosyal ilgi, marka bilinirliği ve marka sadakati gibi, ticaretin ve sosyo-ekonomik hayata dair kavramlara dayalı birçok etkenden dolayı bir denge söz konusudur. Basitçe şunu söyleyebiliriz; daha fazla bütçe, reklamlarınızın daha sık yayınlanmasını sağlar, daha fazlası değil.

13.Efsane: Kimin link çalışmasına ihtiyacı olur ki?

-“Sitemde süper içerik varken neden link çalışması yapayım?”

Bazı insanlar, süper içerikler ürettiği için Google tarafından ödüllendirileceklerini düşünürler. Ancak durum tam olarak böyle değildir.

Gerçek: Organik arama yapan ziyaretçiler sitenize gelmeyecektir, çünkü insanlar ve diğer siteler sizin varlığınızdan haberdar değildirler. Linkler olmadan sitenizin etrafta görünmesi mümkün değildir. Neden? Çünkü, linkler sitenizin değerini belirleyen faktörlerden biridir. Eğer bulunduğunuz sektörde içerik uyumlu diğer sitelerden linkiniz yoksa, o sitelerdeki ziyaretçilerin size yönlenmesini sağlayamazsınız. Başka sitelerde verilen linkler, Google tarafından takip edilebilir (eğer nofollow özelliği eklenmemişse), böylece bir kullanıcının ziyaret akışı da takip edilebilir duruma gelir.

14.Efsane: Manavdakinden de taze!

-“Tazelik ve güncellik, Google’a daha yakın olmamızı sağlar.”

Bu fikir, bazı çekincelere dayanır, çekinceler sebebiyle sitesini sürekli güncellemek zorunda hisseden bir sürü yönetici vardır. Sitenizin güncel olması iyi bir şeydir, ancak sırf güncel olsun diye güncellemeniz, bir şeyi değiştirmeyecektir. İçeriğinizin kaliteli olması, sitenizin kaliteli güncellemelerle yayın hayatına devam etmesi çok daha önemlidir.

Gerçek: Günlük, haftalık, aylık, hiç farketmez. Sitenizi sıklıkla güncellemeniz gerektiği bir gerçektir, ancak bu sitenizin türüne de bağlıdır. Bir haber sitesiyseniz, gerekirse her dakika güncelleme yapmanız, yeni içerik yayımlamanız gerekebilir. Ancak müzik enstrümanları veya çatal bıçak takımı satıyorsanız, sürekli güncelleme yapmanız gerekmeyebilir. Sitenize her gün güncel içerik eklemeniz iyi bir şeydir, içeriğinizin kaliteli olması, trafiğinizi mutlaka olumlu etkileyecektir. Fakat sırf güncel içerik olsun diye, boş şeyler yazmanız, size hiçbir şey kazandırmayacaktır.

15.Efsane: Paylaşabildiğim kadar paylaşayım!

-“İnternetin her yerinde sitem görünüyor”

Sitenizin linklerini her önünüze gelen sitede, forumda, sosyal medyada, orada burada paylaşmak iyi bir fikir değil. Özellikle iç linkleri unutup dış linklere ağırlık verirseniz, hiçbir şey “doğal” görünmez.

Gerçek: Dışarıdan link almak iyi bir şeydir. Google, İnternetin bir parçası olmanız konusunda sorun çıkarmaz. Ancak her paylaştığınız link, işe yaramayabilir. Bir foruma ya da bir blog sitesine yorum yaparken bıraktığınız link, büyük ihtimalle otomatik olarak “nofollow” etiketini alacak ve herhangi bir değer taşımayacaktır. Linklerinizi aşırı düzeyde paylaşmaya çalışırsanız, kimi zaman sıkıcı durumlar ortaya çıkarabilir. Bu yüzden dengeli ve doğal paylaşımlar yapmaya çalışın. Ayrıca, dış linkler kadar site içi linklemeye de önem vermelisiniz, iç linkleme, sitenizdeki kullanıcının deneyimini artıracaktır. Wikipedia buna güzel bir örnek teşkil etmektedir.

16.Efsane: Bir numarayız!

-“Arama sonuçlarında ilk sırada çıkıyoruz, gerisi önemli değil.”

Hedeflediğiniz anahtar kelimede ilk sırada olmak iyi hissettiriyor değil mi? Ancak hesaba katmadığınız faktörler de var. Örneğin, kişiselleştirilmiş arama.

Gerçek: Kişiselleştirilmiş arama, her zaman ilk sırada görüneceğiniz anlamına gelmez. Her kullanıcı arama sonuçlarını farklı görecektir, bunun birkaç sebebi vardır: Kullanıcının arama geçmişi, daha önceki arama sonuçlarında görüntülediği / tıkladığı web siteleri arasındaki tercih farkı, bulunduğu şehir, semt, sokak gibi coğrafi etkenler, cinsiyet, yaş, dil, uyruk gibi kişiye göre özelleştirilmiş yüzlerce faktör, kullanıcının yaptığı bir aramada göreceği sonuçları tamamen değiştirmekte. Siz, kendi kişiselleştirilmiş arama sonuçlarınızda farklı sitelerle karşılaşırken, diğer kullanıcılar farklı sitelerle karşılaşacak. O yüzden, her zaman ilk sırada olduğunuzdan o kadar emin olmayın.

17.Efsane: Bitti. Gidebiliriz.

-“SEO çalışmalarımız bitti, gelsin trafik, gelsin paracıklar!”

Bazı insanlar, SEO çalışmalarının belli bir aşamadan sonra bitebileceğini düşünüyorlar.

Gerçek: Bu aleme giren, çıkamaz! SEO, bitirilebilen, durdurup sonradan devam edebileceğiniz bir çalışma değildir. Siteniz yayımda olduğu sürece devam etmesi gerekir. SEO çalışmasını durdurduğunuz anda, gözle görülür oranda trafik kaybı yaşamanız muhtemeldir. Bugün SEO’da yaptığınız her şey, yıllar önce Tv, Radyo, Outdoor, Gazete, Dergi vb. mecralarda yaptığınız şeyle aynıdır diyebiliriz. Yani pazarlama stratejinizin en büyük parçasıdır. Organik arama, hala kullanıcılarınıza ulaşmanın en kolay ve en ekonomik yolu. Eğer organik trafiğin dışında kalırsanız, rekabet edemezsiniz. Yapılan pek çok analiz organik trafiğin dönüşümü en yüksek trafik olduğunu ispatlamış durumda. İnsanlara aradıklarını verirseniz, karşılığını alırsınız. Mesele bu kadar basit!

18.Efsane: SEO Herşeyinizdir, başka bir şey gerekmez.

-“SEO çalışmalarımız kusursuz gidiyor, neden başka bir şeye ihtiyaç duyalım?”

SEO, dijital pazarlamanın en büyük parçası olsa da, tek parçası değildir.

Gerçek: Trafiğiniz gayet yüksek, organik arama sonuçlarında görüntüleniyorsunuz ve tıklama oranlarınız gün geçtikçe artıyor. Ancak finansal bir değişiklik hissedemiyorsunuz. Neden? Bu, oldukça kompleks bir soru ve cevabı da aynı şekilde biraz karmaşık gelebilir. Aynı zamanda sormanız gereken başka sorular da var; Organik trafiğinizin dönüşümü ne durumda? Online satış yapıyorsanız, satış rakamlarınız ne durumda? Sitenize gelen ziyaretçiler nasıl davranıyor, hangi sayfalar çok, hangi sayfalar az rağbet görüyor?

Günümüzde, yüksek trafik almasına rağmen kar edemeyen sitelerin en büyük sorunu, hedeflerin dönüşüme çevrilememesinden kaynaklanır. Yani, eğer web sitenizde satış yapıyorsanız, yüksek trafik almanıza rağmen satış rakamlarınız aynı kalıyorsa, dönüşüm hedefine ulaşamamışsınız demektir. Bu sebeple, sadece SEO’ya sırtınızı yaslamanız yanlış olur. Satış grafiğinizi yükseltmek için, tüm pazarlama tekniklerini bir bütün olarak kullanmanız gerekir.

 

 

Emre Ercan
Ben Emre Ercan,
Stradiji Dijtal Pazarlama bünyesinde SEO Uzmanı olarak görev yapmaktayım. Geçmişten beri teknoloji ve internet dünyasıyla olan yakından ilişkim sayesinde SEO'nun olumlu etkilerini müşterilerimize yansıtmak için canla başla çalışmaktayım.