Medium ve Linkedin’de Yinelenen İçerik SEO’ya Negatif Etki Eder Mi?

yinelenen icerik - duplicate content

Daha önce sitenizde yayımladığınız bir içeriğin tamamını kopyalayarak  Medium.com ya da Linkedin Pulse gibi platformlarda yayımlamanız Google tarafından duplicate content – yinelenen içerik olarak algılanır mı? Bu durumdan dolayı herhangi bir Google yaptırımı ile karşılaşmanız söz konusu olur mu?  SEO ile ilgilenen hemen herkesin aklına takılan bu soruya açıklık getirelim istedik.

Makale ya da blog yazısı yazmak hepimizin sevdiği bir uğraş. Özellikle de merak duyduğumuz konuya veya işimize dair yazılar yazmak, o konuda konuşmak gibi bir şey. Yazarken konuyu nasıl anlatacağımızdan ne tür görseller kullanacağımıza, hangi sayfalara link vereceğimize kadar birçok şeyi bir anda düşünüp heyecanla yazmaya başlıyoruz. Parça parça aktardığımız düşünceler, tecrübeler, örnekler, okuyucuyla buluşmadan önce henüz pişmemiş bir yemek gibi, parça parça ve dağınık haldeyken, tamamlandıktan sonra enfes bir ziyafete dönüşebiliyor. Yazmayı zevkli kılan şeylerden biri de, ne kadar okunduğunu, insanların bu konuda ne düşündüğünü görebiliyor olmamız. Hangi konuda olursa olsun, nasıl yazılmış olursa olsun bu yazılar oldukça değerli ve önemli.

Bu açıdan yazma süreci, yazıya başladıktan ve bitirdikten sonra tam olarak bitmiyor, yazının tekrar tekrar kontrol edilmesi, yazım ve diğer hatalarının giderilmesi, Sosyal Medya’da paylaşılması, yorumların takip edilmesi gibi süreçlerle devam ediyor. Ayrıca Sosyal Medya’nın kullanılması konusunda akıllara takılan önemli bir detaya da değineceğiz, yazının Linkedin Pulse ya da Medium.com gibi biraz daha iş dünyasına hitap eden Sosyal Medya mecralarında paylaşılması, soru işaretlerine yol açabiliyor. Nasıl mı? Hemen anlatmaya çalışalım;

Linkedin ve Medium domain otoritesi açısından oldukça üst sıralarda bulunan popüler iki adres. Web sitenizde yayımladığınız yazıları bir de bu platformlarda paylaşmak, çoğunlukla web siteniz yerine bu platformların arama sonuçlarında daha yukarıda görünmesine yol açabiliyor. Elbette bu tür platformlar ekstra görüntüleme ve erişim anlamına geliyor ve bu da Web sitenize trafik kazandırmak için kullanabileceğiniz bir yöntem. Kendi sitenizde yayımladığınız yazıları bu platformlarda yayımladığınızda yinelenen içerik oluşmasından ve Linkedin ya da Medium’un üst sıralarda olmasından çekiniyor olmanız gayet doğal. Gelin “Yinelenen İçerik” kavramını biraz daha derinlemesine inceleyelim.

duplicate content yinelenen icerik

Yinelenen İçerik Nedir?

Duplicate Content” olarak da bildiğimiz yinelenen içerik, bir sitede ya da bir sayfada yayımlanan içeriğin noktasına virgülüne dokunulmadan başka bir sitede ya da sayfada yayımlanmasıdır. Genelde düşük bütçesi olan ya da içerik kalitesine dikkat etmeyen Web siteleri tarafından uygulanan bu yöntem, büyük bütçeli Web sitelerinde de karşılaşılabilen bir durumdur. Örneğin farklı bir kategoride ele almamız gereken, içerik kalitesi gibi bir kritere dikkat etmek zorunda olmayan haber siteleri de kopya içerik üretebilirler ancak bu haberciliğin doğasında olan bir şey. Haber sitelerini konu dışında tutarsak, bir başka sitede yer alan yazılı veya görsel içeriği olduğu gibi kendi sitenize kopyalamanız, sitenizin otoritesine büyük zarar verebilir. Stradiji.com‘da yayımlanan içeriğin başka Web sitelerinde, olduğu gibi yayımlandığını gördüğümüzde üzüldüğümüz tek şey o sitenin yinelenen içerik ürettiği için ceza alması ihtimali.

Yazılarınızın başka platformlarda yayımlanmasıyla ortaya çıkabilecek sorunlardan çekinmekte haklısınız çünkü muhtemelen bir organik aramada bu siteler daha üst sıralarda yer alacaklar. Ancak bu durum sizi korkutmasın, çünkü yapabileceğiniz birkaç şey var:

Örneğin yazınızı olduğu gibi yayımlamamak, sitenizin başka bölümlerine linkler vermek, Sosyal Medya’ya uygun eylem çağrıları eklemek faydalı olabilir. Kendi sitenizde yazarken kapsamı çok geniş tutmak gibi bir şansınız olmayabilir ancak Sosyal Medya’da kapsamınızı biraz daha genişletebilirsiniz. Örneğin bir başka yazarın makalesine ya da rakibinizin yaptığı analize link verebilirsiniz. Çeşitli linkler, ekleme cümleler ve alıntılarla yazınızın orjinalini biraz daha değiştirip Sosyal Medya hesabında yayımlamanızda hiçbir sakınca yok. Ayrıca makaleniz ilk olarak sizin sitenizde yayımlandı, bu da önemli bir ölçüt.

Ayrıca bu konuda incelemeler yapmış olan insanların önerilerine de kulak kabartmakta fayda var. Örneğin Google Spam Takımının eski yöneticisi Matt Cutts, bu konuda şöyle demiş: “Eğer spam içerik, anahtar kelime aldatmacası veya Black Hat SEO benzeri teknikler kullanmıyorsanız endişelenmenize gerek yok.” Düzenli olarak tecrübelerini paylaşan Ryan Battles, ürettiği içeriğin noktasına virgülüne dokunmadan hem blog sayfasında, hem Linkedin’de hem de Medium.com’da paylaşım yaptığını ve herhangi bir cezayla ya da sıralama kaybıyla karşılaşmadığını belirtiyor.

Diğer yandan kişisel blogunda tecrübelerini paylaşan blog yazarı Andy Crestodina, farklı iki strateji öneriyor: “İçeriğinizi kendi sitenizde yayımladıktan sonra bir hafta kadar bekleyip diğer mecralarda yayımlayın.” Eğer sabredebilirseniz, Google’ın sitenizdeki içeriği indeksledikten sonra yazınızı diğer mecralarda bulduğunda hangisinin orjinal olduğunu anlamasını sağlayabilirsiniz. Eğer hemen yayımlamak istiyorsanız, yazınızın kısa bir bölümünü, örneğin giriş paragrafını yazıp devamının okunması için sayfanıza link verin.

Bir diğer yöntem ise; “Blog yazılarınızın konusunu değiştirerek yazmak da çok faydalı olabilir. Örneğin sitenizde ‘Blog yazınızı desteklemenin en iyi 5 yolu’ konulu bir yazı yayımladıysanız, Linkedin Pulse ve Medium.com’da ‘Blog yazınızı desteklemenin en kötü 5 yolu’ konulu bir yazı yayımlamak da faydalı olabilir.” diyor. Bizce etkili bir yöntem olabilir, siz ne dersiniz?

İçeriğin Üretim Süreci

Diğer taraftan içeriğin üretim sürecini incelediğimizde, kolay bir iş olmadığını da görebiliyoruz. 2014 ve 2015 yılında 1.000’den fazla blog yazarıyla yapılan ankette gözlemlediğimiz sonuçlar, bir içeriğin üretimi sürecinde neler olduğunu aşağı yukarı görmemizi sağlıyor.

blog yazisi hazirlamak 2014 2015

Yukarıdaki ankete göre 2014 yılında blog yazarlarının yazılarına daha az zaman harcadığını, 2015 yılındaysa daha fazla zaman harcamaya başladıklarını görüyoruz. Yani içeriğin kalitesini artırmak için daha fazla zaman harcandığını görebiliyoruz.

Ayrıca yazarlara ortalama kaç kelimeden oluşan yazılar yazıldığı da sorulmuş, bu da ilginç bir istatistiği ortaya çıkarıyor:

yazilarinizin ortalama uzunlugu 2014 2015

0 – 1000 kelime arasında yazanların sayısında düşüş gözlemlenirken, 1000’den fazla kelimeyle yayın yapan blog yazarlarının sayısının arttığını görmek mümkün. Bu da bir yazı için ayrılan zamanın neden arttığını görmemizi sağlıyor.

Ve son olarak blog yazısı yayımlandıktan sonra genel olarak nereden daha çok trafik alındığını inceleyelim:

yazilarinizin trafik kaynaklari 2014 2015

Görüldüğü gibi 2015 yılında erişim düzeyi bir miktar düşmüş olsa da Sosyal Medya hala çok önemli bir kanal. Arama motoru optimizasyonu da arama motorlarının doğası gereği yüksek rekabet sebebiyle Sosyal Medya’nın gerisinde kalmış olsa da, artış trendine girmiş ve yine büyük bir paya sahip. E-Posta pazarlama, link trafiği ve ödemeli reklamdaki artış, site yöneticilerinin ya da blog yazarlarının alternatif kanalları daha iyi değerlendirme eğilimlerine bağlı olarak artış göstermiş durumda.

İstatistikleri incelediğimizde en çok makalelerin hazırlanma ve yayımlanma sürecinin daha meşakatli bir iş haline gelmiş olması dikkatimizi çekiyor. Emek verilerek hazırlanmış içeriklerin yayımlanmasına kadar olan ve yayımlandıktan sonraki süreç başka bir heyecanı ortaya çıkarmakla birlikte, “yinelenen içerik” konusunda soru işaretleri de yaratmakta. Ancak bahsettiğimiz gibi, içeriğinizin olduğu gibi ya da ufak eklemeler yapılarak farklı mecralarda yayımlanması herhangi bir sorun oluşturmuyor. İyi niyetli olmak, illegal yöntemler kullanmamak, gerektiğinde farklı sitelerde bulunan içeriğe referans ve link vermek büyük fayda sağlayacaktır. Ayrıca ürettiğiniz içeriğin de aynı şekilde başka sitelerde yer aldığını görmek eminiz size mutluluk verecektir.

Önerileri özetlersek;

  • Yazınızın temelini çoğunlukla başka bir yerden alınmış içerikle oluşturmamalısınız
  • İllegal yöntemler kullanmamalısınız (Black Hat SEO gibi)
  • Sitenizde yazdığınız yazının tam tersi durumları ifade edecek şekilde yazıyı modifiye edebilirsiniz
  • Yazınızın ilk paragrafını ya da bir bölümünü diğer mecralarda yayınlayıp devamı için link verebilirsiniz
  • Yazınızı sitenizde yayımladıktan sonra birkaç gün ya da bir hafta bekleyerek diğer mecralarda yayımlayabilirsiniz
  • Ve ek olarak sitenizde ve sayfalarınızda kullanıcı deneyimini geliştirecek şekilde düzenlemeler yapabilirsiniz

Toparlamak Gerekirse

Bir konuda yazmak oldukça zor ancak keyifli bir iş. Hele bir de konunun hakimiyseniz, farklı görüşlere açıksanız, araştırmacı bir ruha sahipseniz, yazdığınız yazının yayımlanması ve okunması süreci ayrı bir heyecan yaratabiliyor. Aklınıza takılabilecek sorulardan biri olan “içeriğimin bir kopyasını Medium.com ya da Linkedin Pulse gibi platformlarda yayımladığımda ne olacak?” sorusunu elimizden geldiğince yanıtlamaya ve bir içeriğin üretim sürecinin nasıl olduğundan bahsetmeye çalıştık. Eğer belirli aralıklarla blog yazıları ya da makaleler yazıyorsanız, ne demek istediğimizi az çok anlamışsınızdır. Eğer bu konuya yeni merak sardıysanız  Blog Yazarları İçin Pratik Yazı Hazırlama Teknikleri yazımıza göz atmanızı tavsiye ederiz.

8 Yorum Var: “Medium ve Linkedin’de Yinelenen İçerik SEO’ya Negatif Etki Eder Mi?

  • 10 Şubat 2016 at 17:04
    Permalink

    Peki, bir yazıyı, hem kişisel, hem de şirket blogunda yayınlarsak ne olur. Bu yazıda, otoritesi yüksek sosyal mecralardan bahsedilmiş.

    Reply
    • 11 Şubat 2016 at 14:55
      Permalink

      Yusuf Bey merhabalar,
      Yazınızı kişisel blog’unuzda yayınladığınız gibi şirket blog’unda da yayınlarsanız, yinelenen içerik kapsamına girer ve negatif sonuçlar doğurabilir. Yazının yapısını değiştirmek, ikinci paragrafı üçüncüyle değiştirmek ya da kelimelerin eş anlamlılarıyla değiştirmek bir fayda etmeyecektir. Bunun yerine farklı alternatifler kullanabilirsiniz; örneğin yazının konseptini kişisel blog’unuzda bir kişi gözünden, kurumsal blog’unuzda da bir kurumun gözünden yansıtabilirsiniz. Ya da yazımızıda da bahsettiğimiz gibi, konuyu dağıtmadan kişisel blog’unuzdaki konseptin tam karşıtını şirket blog’unda yayınlayabilirsiniz. Bir içerik ne kadar çok farklı sitede yer alırsa, o kadar kopya içerik niteliği kazanır ve arama sonuçlarında yer alma ihtimali neredeyse yok olur.

      Reply
  • 10 Şubat 2016 at 17:40
    Permalink

    Güzel bir içerik emeğinize sağlık.
    Bu tür araştırmalı yazılarınızın devamını bekliyorum. Başarılarınızın devamını özellikle dilerim. Kolay gelsin.

    Reply
  • 11 Şubat 2016 at 17:25
    Permalink

    Öncelikle aydınlatıcı yazınız için teşekkürler, bende bir sorun olur mu diye düşünüyordum. Yalnız hiçbir sorun yaşamadım, tam tersine yazımın sonuna bu yazı ilk olarak kendi blog adresimde şu linkte yayınlanmıştır diyince insanlar siteme geliyor ve sitemde diğer ziyaretçilere göre daha çok sayfa gezip ve sitede kalarak sıralamalarda daha çok yükselmemi sağlıyorlar…

    Reply
    • 11 Şubat 2016 at 22:36
      Permalink

      Deneyiminizi paylaştığınız için çok teşekkürler Uğur Bey, bizim açımızdan da enteresan bir örnek oldu, başarılar dilerim…

      Reply
  • 26 Nisan 2017 at 11:11
    Permalink

    Açıklayıcı bir yazı olmuş teşekkürler. Linkedin bir çok paylaşımda bulundum etkisini nasıl gözlemlerim merak ediyorum açıkçası.

    Reply
    • 26 Nisan 2017 at 11:26
      Permalink

      Rica ederiz, okuduğunuz için biz teşekkür ederiz 🙂 Etkisini Google Analytics aracılığıyla takip edebilirsiniz, yaptığınız paylaşım muhtemelen sosyal medya trafiğinize destek sağlayacaktır.

      Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir