Blog Yazarları İçin Pratik Yazı Hazırlama Teknikleri

SEO optimized article

Blog yazarken ne yazacağınızı uzun uzun düşünüyor musunuz? Konuya nasıl gireceğiniz konusunda sıkıntılar yaşıyor musunuz? Bu sıkıntılara tam olarak cevap veremeyebiliriz, ancak ufak da olsa bir yol gösterebileceğimiz yazımıza göz atarak blog yazılarınızı daha kısa sürede ve daha doyurucu şekilde yazabilirsiniz.

Blog sayfanız, sitenizin en önemli parçalarındandır. SEO çalışması yaparken sitenize güncellik ve özgünlük niteliği getirecek olan ilk kavram, blogdur. Siteniz sadece blogdan oluşuyorsa, yazdığınız her şey sitenizin görünürlüğünü etkileyen en önemli şeydir.

Peki nasıl yazacağınız konusunda ya da blog sayfanızı nasıl yöneteceğiniz konusunda sıkıntılarınız mı var? Aklınıza güzel fikirler geliyor ancak uygulama konusunda sıkıntı mı yaşıyorsunuz? Ortalama bir saat içerisinde etkili bir makale ya da blog yazısı yazmanın yollarına göz atalım:

Not: Aşağıda yazacağımız öneriler bütünü, blog yazınızı her yönden mükemmel hale getirmeyebilir, önerdiğimiz konulardaki maddelerin hepsini uygulamak zorunda değilsiniz. Amacımız, yazmanızı kolaylaştıracak veya atladığınız detayları farketmenizi sağlayacak önerilerde bulunmaktır.

Normal şartlarda, gerçek anlamıyla yazılan “makale” ile İnternet sitelerinde ve özellikle SEO uyumlu bir “makale” yazmak arasında büyük farklar vardır. SEO uyumlu makale ve yazılar kendine has detaylara sahiptir ve bu detaylar zaman zaman değişikliğe uğrayabilir. Bazen de seçtiğiniz konunun yapısına göre bazı detayları atlayabilir veya kendinize göre değiştirebilirsiniz. Hiçbir zaman, “Bu makale bütün SEO ihtiyaçlarını karşılamaktadır” diyebileceğimiz bir yöntemler bütünü yoktur. Her yazının kendine has bir tarzı ve arama motorları tarafında farklı bir yansıması olabilir.

humans vs robots

Yazı yazarken sahip olduğunuz tecrübe, konuya yaklaşım şekliniz, yazı dışındaki etkileşim araçlarını kullanış şekliniz -görsel, ses, video vb.- seçtiğiniz konu, kullandığınız dilin akıcılığı veya ağırlığı, teknik terim kullanım şekliniz veya konuya basit yaklaşmanız gibi birçok detay, yazdığınız yazının SEO uyumlu olmasından önce, okuyucu tarafında nasıl göründüğünü anlamamızı sağlar. Arama motorlarının robotları yazınızı bir insan gibi okuyamaz ancak bu robotlar oldukça gelişmiştir ve yüzlerce algoritmayla donatılmışlardır. Tam da bu noktaya değinmişken, bahsedeceğimiz ilk detay şudur:

* Yazılarınız hem okuyucuyu hem de arama motorlarını hedefleyecek şekilde yazılmalıdır. Yani olabildiğince organik olmalıdır. Böylece yazı teknikleri konusunda kendiniz çok fazla yormadan, doğrudan yazmaya odaklanabilirsiniz. Yazınız bittikten sonra teknik düzenlemeleri yapmaya da vaktiniz kalır.

İlk Bölüm: Makalenizin Genel Hatları Hakkında Birkaç Öneri

1- Yazı Başlığına Yazarken Karar Vermeyin:

Bir yazıya başlık atmak, uzun uzun düşünmenize sebep olabilir. Zaman kaybetmemek için yazmaya hemen başlamanızı tavsiye ederiz. Başlığa yazınızı yazmadan daha önce ya da yazınızın büyük kısmını tamamladıktan sonra karar verebilirsiniz. Yazınızı tamamladıktan sonra tablonun büyük haline bir göz atıp etkileyici bir başlık seçmeniz daha kolay olacaktır. Samimiyetle söyleyebilirim ki, ben de bu yazıları yazarken hiç başlık atmıyorum.

Aynı zamanda, yazıda kullanacağınız görsel veya videoları yazmadan önce veya yazdıktan sonra hazırlamanız zaman kazanmanızı sağlayacaktır. Önerimiz, yazınızı büyük ölçüde tamamladıktan sonra elinizdeki görsellerden en uygun olanını seçmeniz. Bazen yazmaya başladığınızda farklı bir yola yönelebilir ya da doğaçlama takılabilirsiniz. Bu durumda belirlediğiniz görselden farklı bir görsel kullanmanız gerekebilir.

2- Girişi Üç Paragrafla Yapın:

Okuldayken yaptığınız kompozisyon ödevlerini hatırlıyor musunuz? “Giriş – Gelişme – Sonuç” üçlüsüne uymaya çalışırdık. Biz de aşağı yukarı bu üçlüden bahsedeceğiz.

Bazı yazarlar konunun en vurucu noktasını en sona saklamayı tercih ederler, böylece okuyucuları merakla sürüklemeyi hedeflerler. Eğer bir hikaye yazmıyorsanız, bunu tavsiye etmiyoruz. İnternet kullanıcıları, yazılarınızı kitap okur gibi okumaya meyilli olmayabilirler, bu yöntem kitap okurken oldukça etkiliyken, İnternette zaman ayrılabilecek bir sürü şeyin arasında bu yöntemle yazılmış bir blog yazısının okunması biraz zorlaşabilir. Bu sebeple yazınıza üç paragrafla giriş yapmanızı tavsiye ederiz:

  • Birinci Paragraf: Okuyucunun dikkatini çekecek büyük bir fikri paylaştığınızı ifade edin.
  • İkinci Paragraf: Okuyucuyla empati kurmaya çalışın, okuyucunun bu yazıyı okumaya ihtiyacı olduğunu ifade edin.
  • Üçüncü Paragraf: Sahip olduğunuz fikri açıkça özetleyin ve kullanıcının neyi tecrübe edeceğini anlamasını sağlayın.

Şimdi, okuyucuyu detaylara boğma zamanı.

3- Beş Alt Başlık Belirleyin:

Neden beş? Dört veya altı, yirmi yedi veya otuz beş de olabilir, size kalmış. Beş, sembolik bir rakamdır. “5N 1 K” kısaltmasını hatırlarsınız.

Bahsettiğiniz konunun geçerliliği ve akıllara takılacak her soru için yeni bir bakış açısı belirlemeye çalışın. Yazdığınız konu dikkat çekici ve tartışma yaratıcı bir konuysa, hem objektif, hem subjektif, hem de nötr düşünmeniz gerekebilir. Konuya olabildiğince çok farklı açıdan baktığınızda, konuyu ele alışınızdaki gücünüzü ve eksik tarafınızı ölçmeniz daha kolay olacaktır.

Aklınızdaki taslağı olabildiğince bir arada tutarak, fazla sıkıştırmadan ya da fazla yaymadan aktardığınızda kullanıcılarınız sıkılmayacak, aksine büyülenecektirler. Yeter ki konudan çok uzaklaşmayın, çok ısrarcı olmayın ve konuya sınırlı bir çerçeveden bakmayın. Unutmayın, insanları ikna etmek için değil, yazınızın okunması için çaba sarf etmelisiniz.

4- Fikrinizin Önemli Kısımlarını Her Alt Başlıkta Açıklayın:

Alt başlıklarınızın sayısını belirlediyseniz, fikrinizin önemli kısımlarını bu alt başlıklara dağıtabilirsiniz. Yazının tamamı sizin aklınızdan çıkanlarla sınırlı kalmayabilir, elinizin altında Google gibi bir güç varken, yazınıza destekleyici eklemeler yapabilirsiniz. Kendi fikirlerinize ek olarak bu destekleyici fikirleri kullanıcıyı çok fazla kendinizden uzaklaştırmadan, özetleyerek aktarmanız sağlıklı olacaktır. Farklı bir web sitesinden yapacağınız alıntının çok uzun olmamasına dikkat etmenizi tavsiye ederiz, alıntının çok uzun olması, kopya içeriğe sebep olabilir.

Çünkü, bazen yazaken kendinizle çelişen cümleler kurabilir ve bunun farkında olmayabilirsiniz. Farkında olmadığınızda yapılacak pek bir şey yok ancak çelişkiyi fark ederseniz, yazınızı düzeltebilir ve etkileyici bir alıntıyla fikrinizi desteklemeye devam edebilirsiniz. Bu şekilde kendinizi kanıtlamak için harcayacağınız eforu ve zamanı en aza indirebilirsiniz.

5- Görsel İletişimi Unutmayın, Yazınıza Medya Ekleyin:

İlk maddede bahsettiğimiz gibi, yazınıza başlamadan önce veya yazınızı büyük ölçüde tamamladıktan sonra birkaç görsel eklemek için birkaç dakikanızı ayırın. Kendi belirlediğiniz görseller haricinde, görsel arama motorlarından da yardım alabilirsiniz. Eğer kendi belirlediğiniz görsellerin yeteri kadar güçlü olmadığını düşünüyorsanız, yazınızda yer alan birkaç anahtar kelimeyle yapacağınız görsel arama sonrasında çıkan görsellerden en uygun olanları kullanabilirsiniz. Kullandığınız görselin telif hakkı olma ihtimaline karşılık, yazınızın sonunda görsellerle ilgili alıntı yaptığınız kişi veya kuruma link vermeniz sağlıklı olacaktır.

Her yazı birkaç medya içermelidir, görsel, video, ses veya etkileşimi artıracak herhangi bir medya dosyası, yazınızı fikir olarak da destekleyecektir. Bu konuda verilebilecek birçok örnek var, örneğin bir olayı anlatan gazete yazısında eğer olayla ilgili bir fotoğraf veya video bulunmuyorsa, okuyucu boşlukta kalacaktır. Fakat yazıda olayın daha kolay anlaşılmasını sağlayan medya kullanılmışsa, okuyucu tatmin olmaya eğilimlidir.

6- Sonuca Yazınızı Bitirmeden Ulaşmış Olun:

Sonu gelmeyen yazılar yazıyorsanız, sebebi muhtemelen budur; sonuca kendiniz de ulaşmamış olabilirsiniz. Yazınızı bitirmek için bir sonuç bölümüne ihtiyacınız olduğundan, “sonuç” bölümünü kendi zihninizde tamamlamış olmanız hem büyük bir motivasyon kaynağı, hem de zamanınızı efektif kullanmanızı sağlayan bir avantaj olacaktır.

Daha önce de bahsettiğimiz gibi, kimseyi ikna etmek gibi bir derdiniz olmasın, ulaşacağınız sonuç sizinle aynı şeyleri düşünen insanlardan çok, farklı düşünen insanları etkileyebilmelidir. Bunu yaparken de ısrar etmeden, konuyu farklı açılardan ele almış olmanın rahatlığıyla sonuca ulaşmanız çok sağlıklı olacaktır.

7- Kapanışı Fazla Uzatmayın, Yine Üç Paragrafla Tamamlayın:

  • Kapanış kısmında yazınızı özetleyen, kısa ve gerçekçi cümleler kullanın.
  • Yazınızın genel hatları dışına çıkacak bir ekleme yapmaktan kaçının, eğer aklınıza böyle bir kapanış cümlesi geldiyse, o cümleyi yazınızın içinde kullanın.
  • Kapanış cümleleriniz yazınızın yola devam etmesini engelleyen bir fren gibidir, o yüzden frene basın ve durun.
  • Kapanış bölümüne herhangi bir görsel eklemekten kaçının, yazınızı gereksiz yere uzatacak ve bu görselle ilgili açıklama beklentisi yaratacaktır.
  • Yazınızın okuyucuya faydasını açıklayan bir cümle eklemeyi unutmayın. Böylece okuyucu, yazınızı okuduğunda nasıl bir tecrübeye sahip olduğunu fark edebilecektir.
  • Sonraki adım hakkında bilgi verin. Okuyucunun yazınızı okuyarak ilham aldığını düşünerek, hareket etmek isterse nasıl bir yol izleyeceği konusunda yönlendirme yapmayı unutmayın.

8- Bir Soru Cümlesiyle Bitirin:

Yazınızın en sonuna, okuyucuyu düşünmeye ve cevap bulmaya sevk edecek bir soru cümlesi eklemeniz, yazınızın genel hatlarının akılda kalıcı olmasını sağlar. Eğer sorduğunuz soruya dair cevapları yazınızda vermişseniz, okuyucuyla daha samimi bir iletişim kurabilmeniz mümkündür. Fakat sorunuzun cevabı yazınızın içinde açıkça yer almıyor olursa, okuyucuya kendince düşünme fırsatı vermezsiniz. Bu sebeple sorunuzu biraz daha genele yaymaya dikkat edin.

5n1k

İkinci Bölüm: Makalenizin SEO Uyumlu Olması İçin Birkaç Öneri

Makalenizi ya içinizden gelerek ya da sadece SEO unsurlarına dikkat ederek yazıyor olabilirsiniz. Nasıl yazıyor olursanız olun, yazınız yayımlandıktan sonra arama motorları sayfanızı tarayacak ve dizinlerine ekleyecektir (Eğer sayfanızı arama motorlarının erişimine kapatmadıysanız!). Sonrasında, yazınızın arama terimleriyle eşleşen kısımları aracılığıyla organik trafik almaya başlayabilirsiniz.

Yukarıda, ilk bölümde bahsettiğimiz yöntemlerle yazınızı yazdıktan sonra, önerilerimizin ikinci kısmı organik trafiği artırma yöntemleriyle ilgili. Özellikle dikkat çekmek istediğimiz nokta, yazınızı okuyucuya yönelik yazmaya başlamanız, sonrasında da SEO uyumlu hale getirmeniz. Eğer yazınızı nasıl SEO uyumlu hale getireceğinizi zaten biliyorsanız, sadece ilk bölümdeki öneriler işinize yarayabilir. Fakat yazınızı SEO uyumlu hale getirmek konusunda birkaç fikre ihtiyacınız varsa, buyrun:

  • İnsan için yazın, SEO için optimize edin. Kaliteli bir içerik, okuyucuyu kendine çekmeli ve kendini okutmalıdır. İçeriğin kalitesini ölçmek için söyleyebileceğimiz ilk şey budur; yazınızı yazma şekliniz, konuya yaklaşımınız ve “doğal” davranışınız, içerik kalitenizi büyük ölçüde etkileyen unsurlardır. Özellikle “doğal ve güncel içerik” konusunda daha önce bir yazı yazmıştık, “Blog Yazmak ve SEO : Bir Aşk Hikayesi“. Doğal ve güncel içerik olmadan sayfalarınızın SEO açısından sağladığı teknik bütünlük tek başına hiçbir şey ifade etmez.
  • Anahtar kelime hassasiyetine çok fazla ağırlık vermeyin. Ancak tamamen de unutmayın. Anahtar kelime hassasiyeti, hedeflediğiniz ve vurgulamak istediğiniz anahtar kelimelerin ve anahtar kelime dizilerinin, yazınızın uzunluğuyla orantılı olarak kullanım miktarına göre belirlenir. Normal şartlarda 100 kelimelik bir yazı için 2-5 adet, 500 kelimelik bir yazı için 9-23 adet kullanılması tavsiye edilir, yani yazınızın toplam kelime sayısına %2 ve %5 oranında kullanılması uygun görülür. Ancak bu doğallıktan uzak bir tabloyu ortaya çıkarabilir. Anahtar kelime kullanımı, hedeflediğiniz kelimeler cümle içerisinde makul şekilde kullanılmışsa, herhangi bir şekilde kısıtlanmamıştır. İstediğiniz kadar kullanabilirsiniz.
  • Belirlediğiniz anahtar kelimelerin eş anlamlılarını kullanmayı deneyin. Bazı arama motorları, arama terimlerinin eş anlamlılarını da algılayabilmektedir. Ya da yabancı dildeki bir kelimeyi arattığınızda Türkçe anlamına karşılık gelen kelimeyi kullanmış bir sayfayı karşınıza çıkarabilir. Bu yüzden seçtiğiniz kelimelerin diğer anlamlarını da yazınıza dahil etmeye çalışın.
  • Yazınızın uzunluğunu artırmaya çalışın. Kendinize kelime bazında bir alt sınır belirleyebilirsiniz. Her sayfa için “kod – kelime oranı” adı verilen bir oran olduğunu unutmayın. Bu oranın ağırlığı HTML koduna doğru kaydığında, sadece yazılarınız için değil sitenizin genel durumu için de farklı sorunlar ortaya çıkarabilir. Html kodlarının oranı, kelimelerinize ağır basıyorsa, site hızı ve kullanıcı deneyimi açısından olumsuz etkilenebilirsiniz. Bu sebeple, yazılarınız için minimum 500 kelimelik alt sınır belirleyin. Eğer mümkünse her yazınızı 800-1.000 kelime civarında yazın. Herhangi bir üst sınırınız olmadığını da belirtelim.
  • Anahtar Kelime kavramını basite indirgemeyin. “Anahtar Kelime” dendiğinde aklınıza tekil kelimeler gelmesin. Yan yana geldiğinde anlamlı bir ifade haline gelen kelimeleri seçin. Örneğin: “Makale”, “Yazmak”, “Kaliteli”, “İçerik” şeklinde anahtar kelimeler belirlediyseniz, bunları bir arada  kullanarak yeni bir anahtar kelime dizisi oluşturun: “Kaliteli içerik için Makale Yazmak”. Bazı bağlaçlar, arama motorları tarafından dikkate alınmayabilir, bu açıdan içiniz rahat olsun. Kelimelere getirdiğiniz ekler, kelime kökünü değiştirmediği için arama terimleriyle kolaylıkla eşleşebilir, bu açıdan da içiniz rahat olsun.
  • İçeriğinizi paylaşmayı unutmayın! Yazınızı yazıp öylece beklemek, “armut piş, ağzıma düş” atasözünü gerçek kılabilir. Bu yüzden, içeriğinizi olabildiğince çok sosyal medya kanalında paylaşın. Sitenizin ve yazılarınızın kalitesi yeterliyse, diğer kullanıcılar sizin yerinize de paylaşımda bulunacaktır. Sosyal medyanın gücünü bu yönde kullanmayı düşünün. Bunu yaparken insanları rahatsız edebileceğinizi de hesaba katmanızı tavsiye ederiz.
  • Temel SEO öğelerini kullanmayı unutmayın!
    Meta Title (Başlık), Meta Description (Açıklama), H1 – H2 – H3 Tags (Başlık Etiketleri), URL (yazınızın adresi), Alt Text (kullandığınız görseller için alternatif açıklama metni) gibi detayları atlamayın. Yukarıda saydığımız her öğenin kendi içinde bazı kuralları vardır, hepsine uymaya özen göstermenizi tavsiye ederiz.
  • Faydalı araçları kullanmaktan çekinmeyin. Kullanabileceğimiz en kolay ve temel araç, Google Trends‘tir. Belirlediğiniz anahtar kelime veya anahtar kelime dizisini inceleyebilirsiniz. Ayrıca popüler konuları ve benzer arama terimlerini öğrenerek yazılarınızı organik trafik çekebilecek şekilde yazabilirsiniz.
    Ayrıca Bakınız: Google Trends’e Gerçek Zamanlı Veri Özelliği Geldi

Sonuç:

İnternette bir yazı yazmanın çok çeşitli yolları vardır, yazdığınız yazının alacağı tepkiler, çekeceği ziyaretçi sayısı ve vereceği fikirlerin hepsi, bir “insan” reaksiyonu olarak ortaya çıkar. Arama motorları bu reaksiyonun ışığında sayfalarınızı daha üst sıralara taşıyabilir.

Yukarıda bahsettiğimiz önerilerin tamamı ya da hiçbiri yazınızı mükemmel hale getirecek fikirler içeriyor olabilir, amacımız yazarken atladığınız veya geri planda tuttuğunuz bazı konuların önemine dikkat çekmektir. “Mükemmel makale yazmanın kuralları / sırları bunlardır” demek gibi bir amacımız yok.

Biz de bu yazıyı yazarken belki de bir konuyu atladık veya geri planda bıraktık, eğer üzerinde durmadığımız bir konu varsa veya eklemek istediğiniz bir yöntem varsa, yorumlarda belirtmenizi rica ederiz.

6 Yorum Var: “Blog Yazarları İçin Pratik Yazı Hazırlama Teknikleri

  • 25 Haziran 2015 at 18:36
    Permalink

    Eline sağlık. Yabancı kaynaklarda SEO uyumlu bir makalenin ideal uzunluğunun 2400 kelime olmasından bahsediliyor. Sence Türkiye için ya da Türkler için böyle bir tespit yapmak doğru olur mu? Başarıyı kelime sayısı mı anlamsal ilgi mi kazandırıyor?

    Reply
    • 26 Haziran 2015 at 10:30
      Permalink

      Teşekkürler =)
      Normal şartlarda minimum 1.000 kelime civarındaki bir makale yeterli gibi görünse de, 2.000 – 2.400 kelime civarındaki makaleler ideal diyebiliriz. bir üst limit olmadığı için, eğer mümkümse 3.000’e kadar da çıkabilir. Türkiye’nin normalde düşük olan okuma alışkanlığının, internetteki okuma alışkanlığına kıyaslamasını yapmak bana mümkün değilmiş gibi geliyor. Çünkü genel olarak internetteki okuma alışkanlığını ölçmek pek mümkün değil. Bu sebeple işi şansa bırakmamak en iyisi =)

      Reply
  • 26 Haziran 2015 at 22:13
    Permalink

    Bence yabancıların ragbet ettigi bi yerde yazarken daha uzun makale ve ayrıntı yazarken Türkiyede daha az ve öz yazmak daha iyi çünkü yurtdışındaki ziyaretçiler makaleleri sonuna kadar okurken Türkiyedeki ziyaretçiler genelde parça parça veya makalenin özetini okuyor bunu bi anketle ölçmüştm geçen senelerde makalemin tümünü okuyanların oranı %2 idi

    Reply
    • 28 Haziran 2015 at 12:59
      Permalink

      Türk okurlarının beklentilerini dikkate almak çok önemli hiç kuşkusuz, ancak söz konusu olan arama motoru optimizasyonu olduğunda Google’daki trendleri de takip etmekte fayda var. Son yıllarda hep daha derin, içeriği görsel ve videolarla bezenmiş makalelere prim tanıyor. Türk okuyucusu video içeriklere de ilgi gösteriyor. Belki makale ile birlikte makaleyi özetleyen bir video içerik paylaşmak her iki amaca da hizmet edebilir 🙂

      Reply
  • 20 Ağustos 2015 at 12:30
    Permalink

    Selam, konu çok faydalı gibi gözüküyor tam olarak okumadım. Benim farklı bir sorum vardı ama tesadüfen buraya geldim. Benim sorum şu.. Şimdi bir sitemiz var dogumgunususleme.com diye buradaki özgün içerikleri, backlink almak adına farklı bir çok blog da kullansam, bloglardan gelen backlinklerin faydası olur mu ? Ayrıca asıl önemli olan bu içerikler sürekli farklı alanlarda kullanıldığı için google arama motorundan kopya içerik kaşesi yer mi ? Tabi ki yer diyenleri duyar gibiyim..! Ama şöyle bir şey kafa kurcalıyor. Bu içerikler içerisinde bu yazının geldiği ilk yere link veriliyor. Bu google gözünde acaba “bu içerik kopya ama blog tanıtım amaçlı bu sayfadan gelmiştir ayrıca zaten linklerde ana kaynağa yöneliyor” diye bir tutum sergiler mi. Algoritmada böyle bir tolerans var mıdır ? Bilgisi olan arkadaşlar yardımlarınız beklemekteyim.

    Reply
    • 20 Ağustos 2015 at 17:32
      Permalink

      Merhabalar, bahsettiğiniz durum orjinal içeriği barındıran siteyi herhangi bir şekilde etkilemez. Link verdiğiniz zaman Google bunu referans olarak değerlendirebilir ancak içerik yine de “kopya” olarak kayda geçecektir. Bunun yerine eğer mümkünse yeni içerik üretmeniz sağlıklı olacaktır =)

      Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir