Google Sızıntısından Çıkarttığımız SEO Dersleri

Bu hafta Google algoritması ile ilgili sızıntı SEO dünyasında büyük yankı uyandırdı. Bu konu ile ilgili görüşlerimi açıkladım.

Olay, Ipullrank’ten Mike King’in Google Arama ile ilgili şirket içi API’lerin dışarıya sızdırıldığını açıklayan yazısı ile patlak verdi.

King bu yazısında, detaylı bir şekilde sızdırılan bilgiler ile ilgili yorumlarını paylaştı. Sonrasında King’i suçlayanlar, spekülasyon yaptığını iddia edenler oldu. Ta ki, Google bu sızıntıyı itiraf edip, klasik alışkanlıkları ile dökümanı çok da dikkate almamamız gerektiğini söyleyince kadar.

Muhakkak sizler de pek çok farklı mecradan bu gelişmeye dair şeyler okumuşsunuzdur.

Google arama dünyasının en gizli, en sıkı korunan kara kutularından birisidir. Son çeyrek yüzyılda Google’ın arama bölümünden bu büyüklükte ya da ayrıntıda bir sızıntı rapor edilmemişti.

Kendi tecrübelerime dayanarak bu sızıntıdan çıkartabileceğimiz dersleri yorumladım. Öncelikle konuya çok ihtiyatlı yaklaşmamız gerekiyor.

Google sızıntısı hakkında akılda tutulması gereken 3 nokta:

  1. Bu sızıntı, algoritmanın tamamı değil. Google, 2 trilyon dolarlık bir şirket ve en önemli ticari sırlarını, yaklaşık 200 bin çalışanının indirebileceği tek bir dosyada tutmaz. Böyle bir durum olsaydı, çoktan bir rakip çalışanı büyük bir rüşvetle kandırarak bu bilgileri ele geçirmeyi başarmış olurdu.
  2. Sızıntıda ağırlıkların nasıl kullanıldığına dair bir bilgi yok. Bu faktörler veya sinyaller algoritmada yer alıyor olabilir, ancak nasıl ve ne zaman kullanıldıklarını anlamak mümkün değil.
  3. Arama algoritmaları, “200 sıralama faktörü” gibi sabit bir listeye dayanmaz. Mükemmel bir puan alsanız bile bu size SEO madalyası kazandırmaz. Birçok faktör ve sinyal, gerçek zamanlı olarak birlikte çalışarak görünürlük sağlar. Bu yüzden bir site, rakibinin yaptıklarını birebir kopyalasa bile başarı garantisi yoktur.

Google Search API Sızıntısının SEO yöntemlerimizi tamamen değiştireceğini söylemek mümkün değil. Ama hiçbir şey değiştirmiyorsanız, sadece iki olasılık var:

  1. İçerikte neler olduğunu dikkate almıyorsunuz, test etmiyorsunuz, güvenilir kaynakları bulup onların araştırmalarını ve testlerini takip etmiyorsunuz. Yani, yeni bilgilere göre kendinizi geliştirmiyorsunuz ve bu, SEO yaptığım yıllar boyunca büyük bir hataydı.
  2. Bu sızıntı ortaya çıkmadan önce, Google’ın sıralama sistemlerine dair binlerce potansiyel girdiyi sezgisel olarak tamamen biliyorduk.

Eğer yılların deneyimli SEO uzmanı Michael King bu dökümanlarda yazılanlardan şaşırdıysa, siz de şaşırmalısınız.

Google Sızıntısından Çıkarttığım SEO Dersleri

  1. Navboost Verisi: Google Chrome’dan elde edilen tıklama verileri, sıralama algoritmalarında önemli bir rol oynuyormuş. Google bunu ısrarla reddediyordu. Oysa şimdi ortaya çıktı ki, bu veriler sıralamaları belirlerken dikkate alınıyor olabilir.
  2. Kalite Değerlendirici Geri Bildirimi: Google’ın kalite değerlendiricilerinin (Quality Raters) sadece genel eğilimleri tespit ettiğini düşünüyorduk. Bu kişilerin geri bildirimlerinin sıralama algoritmalarında bu denli yoğun bir şekilde kullanılma ihtimali bizleri şaşırttı.
  3. Toksik Geri Bağlantılar: Google algoritmasında kötü geri bağlantılar için cezalandırma mekanizmaları bulunuyor.
  4. Site Çapında Başlık Uyumu: Sayfa başlıklarının site genelinde tutarlı ve uyumlu olması gerekiyor. Bunun demode bir yöntem olduğunu düşünmeyin, başlıklarınızı yapılan arama sorguları ile uyumlu hale getirin.
  5. Google Reklamlarının Organik Sonuçları Etkileme İhtimali: Google Chrome verileri sıralama takibi için kullanılıyorsa, bu durumda ücretli reklamların da sıralamaları etkileme ihtimali var.
  6. Yazarlar ve E-E-A-T: Dökümanlardan sızan bilgilere göre Google yazarların kim olduğuna ve yazılan konu hakkındaki deneyimlerine çok önem veriyor. Yazar künyeleri ve konusunda uzman yazarlarla çalışmak çok önemli bir avantaj sağlayabilir.

Bundan sonraki süreçte SEO çalışmalarınızda bu bilgileri de aklınızın bir köşesinde tutmanızda yarar var. Her ne kadar Google bunları dikkate almayın dese de, yukarıda paylaştıklarım hepimize önemli bir ders niteliğinde.

Tüm bunları söylemiş olmakla birlikte, Google’ın yapay zeka yarışında Bing ve OpenAI’a cevaben geliştirdiği AI Overviews’a saplantılı bir şekilde odaklandığını ve bundan geri adım atmaya niyeti olmadığını da söylemem lazım. Yani bu sızıntı onların canını düşündüğümüz kadar sıkmış olmayabilir. Zira onlara göre daha eski ve demode bir algoritmayı temsil ediyor. Bir sonraki başlıkta bu konudaki gelişmeleri paylaşacağım.

Paylaş!

Bunlar ilginizi çekebilir

Popüler Yazılar

Son Yazılar

Semrush Partner