Cezalandırılan araç değil, değer katmadan ölçekli üretim. İki eksenli çerçeve: özgün veriniz var mı ve hangi ölçekte yayımlıyorsunuz?
Popüler Yazılar
Son Yazılar
Google Yapay Zekâ İçeriğini Cezalandırmıyor

Claude’un metin filigranıyla başlayan süreç “artık yapay zekâ ile içerik yazan yanar” paniğine dönüştü. Oysa Google’ın kendi dokümanı ilk cümlesinde tam tersini söylüyor: üretken yapay zekâ, özgün içeriğe yapı kazandırırken faydalıdır. Cezalandırılan şey araç değil, değer katmadan çok sayıda sayfa üretmek. Yıldırım Sertbaş’ın YouTube kanalıma bıraktığı çok yerinde bir soruyu iki eksende cevaplıyorum: özgün veriniz var mı ve hangi ölçekte yayımlıyorsunuz.
Bu haftanın konusunu ben seçmedim, siz seçtiniz. YouTube kanalıma Yıldırım Sertbaş’tan gelen şu yorum, sektörün aylardır etrafında döndüğü soruyu benden net soruyor:
“AI içeriklerle ile ilgili bir video gelir mi? Google neyi cezalandırıyor? Kendimizin ortaya koyduğu AI’ın üretemeyeceği verilerle örülmüş ama AI’ın yapısını oluşturduğu içerik mi? Yoksa internette var olan bilgileri harmanlayıp herkesin üretebileceği AI içerikleri mi? Tabi bunun yüksek sayılara scale edilip edilmediği de önemli.”
Bu yorumu okuduğumda şunu düşündüm: Yıldırım Bey cevabı zaten üçe bölmüş. Özgün veri, harmanlanmış bilgi, ölçek. Sektörün büyük kısmı hâlâ “yapay zekâ kullanmak yasak mı” diye tartışırken, bu soru doğru yerden tutuyor. Sorusu için kendisine teşekkür ediyorum; bu haftanın bülteni tamamen ona borçlu. Kahvelerinizi alın.
Ana tez: mesele araç değil, emtia ve ölçek
Google yapay zekâ içeriğini cezalandırmıyor, hiç cezalandırmadı. Cezalandırdığı şey, kullanıcıya değer katmadan ölçekli biçimde üretilen içerik.
Bu ayrımı ben icat etmiyorum, Google’ın kendi dokümanı birinci cümlesinde yazıyor: “Üretken yapay zekâ, özellikle bir konuyu araştırırken ve özgün içeriğe yapı kazandırırken faydalı olabilir.” Yani sorudaki birinci seçenek, “kendi verimizle ördüğümüz ama yapısını yapay zekânın kurduğu içerik”, Google’ın bizzat önerdiği kullanım.
Hemen ardından gelen cümle ise ikinci seçeneği tarif ediyor: “kullanıcılara değer katmadan çok sayıda sayfa üretmek için üretken yapay zekâ araçlarını kullanmak, ölçekli içerik kötüye kullanımı politikasını ihlal edebilir.”
Dikkat edin, “yapay zekâ ile üretilmiş sayfa” demiyor; “değer katmadan çok sayıda sayfa” diyor. İki değişken var: değer ve sayı. Araç denklemde yok.
Pratik çerçevem şu: içeriğinizi iki eksende konumlayın. Sizde başkasında olmayan bir veri var mı ve bunu hangi ölçekte yayımlıyorsunuz. Riski ikisinin kesişimi belirliyor.
Önce filigran meselesini kapatalım
Paniğin fitilini Anthropic’in duyurusu ateşledi: 2 Ağustos 2026’dan sonraki Claude modelleri ürettikleri metne görünmez istatistiksel bir filigran gömüyor. Amacı ceza değil, mevzuat: AB Yapay Zekâ Yasası’nın şeffaflık kuralları aynı gün yürürlüğe girdi.
Burada iki hata yapılıyor. Birincisi, filigran metni Claude’un yazdığını değil, metnin Claude’dan geçtiğini söylüyor; kendi yazınızı düzelttirseniz de iz kalabiliyor. Yani yazarlık kanıtı değil, işlem kaydı.
İkincisi ve asıl önemlisi: Google’ın duruşu Şubat 2023’ten beri değişmedi ve üretim yöntemine kör. Filigran bir tespit aracı, sıralama sinyali değil. İkisini karıştırmak termometreyi ateş sanmaya benziyor.
Bugün hangi yazar taslağını bu araçlarla kurmadan içerik üretiyor ki? Asıl soru, ortaya çıkan şeyin başkasında olmayan bir tarafı var mı.
Google’ın metni ne diyor
Herkesin yorumunu bırakıp kaynağa gidelim. Google’ın üretken yapay zekâ rehberi (developers.google.com, son güncelleme 10 Aralık 2025) kısaca şunu söylüyor: yapay zekâ araştırmada ve özgün içeriğe yapı kazandırmada faydalıdır; değer katmadan çok sayıda sayfa üretmekte kullanılırsa ölçekli içerik kötüye kullanımı sayılır; otomatik üretimde doğruluk, kalite ve alakaya odaklanın; içeriğin nasıl üretildiği konusunda okuyucuya bağlam verin.
Daha derini için de Kalite Değerlendirici Kılavuzu’nun 4.6.5 ve 4.6.6 bölümlerini işaret ediyor.
Şu 4.6.6 tanımına dikkat: çok az emek, çok az özgünlük, çok az katma değerle üretilmiş ana içerik. Üçünde de “yapay zekâ” geçmiyor. Bir insan da bu üç kriteri fazlasıyla karşılayan içerik üretebilir, çoğu zaman üretiyor da.
Mart 2024’te getirilen ölçekli içerik kötüye kullanımı politikasının kendi metninde de kritik ifade şu: içeriğin nasıl üretildiğinden bağımsız olarak. Google’ın hedefi yazarın kim olduğu değil, sayfanın niçin var olduğu.
Soruya iki eksenli cevap
Yorumdaki üç unsuru tek çerçeveye oturtunca cevap kendiliğinden çıkıyor. İki eksen var: sizde başkasında olmayan bir veri var mı ve bunu hangi ölçekte yayımlıyorsunuz.
- Özgün veri VAR + düşük ölçek = Güvenli bölge. Yapay zekâ yapıyı kursun, taslağı çıkarsın, dert değil. Sorudaki birinci seçenek burası.
- Özgün veri VAR + yüksek ölçek = Meşru ama zor bölge. Her sayfada gerçekten birinci el veri varsa meşrudur. Şablon aynı, veri farklı değilse hızla aşağı kayar.
- Özgün veri YOK + düşük ölçek = Görünmez bölge. Ceza almazsınız ama sıralamazsınız da. Sorun ceza değil, sonuçsuzluk.
- Özgün veri YOK + yüksek ölçek = Kırmızı bölge. Ölçekli içerik kötüye kullanımının tarifi. Sorudaki ikinci seçenek, ölçekle çarpılınca burası.
Bu dörtlünün en çok atlanan hücresi üçüncüsü: özgün veri yok ama ölçek de düşük. İnsanlar burayı “ceza aldım” diye yorumluyor, oysa ceza yok. O içerik sadece görünmüyor, çünkü aynı bilgiyi zaten sıralayan on sayfa var ve sizinki yeni bir şey eklemiyor. Ceza bir yaptırım, görünmezlik bir sonuç. Çoğu marka cezalı değil, sadece emtia üretiyor.
İkinci hücreyi de sormak lazım: “binlerce ürün sayfası olan bir e-ticaretim, ne olacak?” Her sayfada o ürüne özel gerçek veri varsa (fiyat, stok, teknik özellik, gerçek kullanıcı yorumu) bu meşru bir ölçektir. Sorun, şablonun aynı kalıp yalnızca marka adının değiştiği sayfalarda başlıyor.
Ölçek neden belirleyici: 220 sitelik kanıt
En somut kanıt Lily Ray’in Mayıs 2026 çalışması. Yapay zekâ içerik platformlarının kendi vaka çalışmalarında müşteri olarak gösterdiği 220’den fazla siteyi aylarca izlemiş. Zirve organik trafiğine göre kayıplar şöyle:
| Zirve trafiğine göre kayıp | Sitelerin oranı |
|---|---|
| %30 ve üzeri kayıp | %54 |
| %50 ve üzeri kayıp | %39 |
| %75 ve üzeri kayıp | %22 |
Örüntü şu: altı-on iki ayda sayfa sayısında hızlı büyüme, ardından trafik zirvesi, sonra bir yıl içinde kazancın çoğunu silen sert düşüş. Glenn Gabe’in adlandırmasıyla “Mount AI”: dik çıkış, dik iniş.
Düşüşlerin çoğu vaka çalışmaları yayımlandıktan sonra yaşanmış ve bugün o vaka çalışmalarının bir kısmı hâlâ yayındayken, övündükleri sayfalar sitelerden kaldırılmış durumda.
Lily Ray riskli bulduğu sekiz şablonu da sayıyor: ölçekli X-vs-Y karşılaştırmaları, “X nedir” sözlük sayfaları, “en iyi X” listeleri, şirketin kendini bir numara gösterdiği listeler, her rakip için ayrı “alternatifleri” sayfası, programatik lokasyon ve dil çoğaltması, her URL’de tek soru olan SSS çiftlikleri ve konu dışı ölçekli içerik.
Kritik nüans: bu sayfa türleri işe yaramıyor değil, yarıyor. Sorun, ölçeklendiğinde tespit edilebilir bir ayak izine dönüşmeleri.
Bu listede benim en çok üstünde durduğum kalem SSS çiftlikleri, çünkü son bir yıldır “yapay zekâ alıntılasın” diye tam bu yapı öneriliyor. Hatırlatayım: Google 7 Mayıs 2026’da FAQ zengin sonuçlarını sessizce kullanımdan kaldırdı, üstelik blog duyurusu bile yapmadan, yalnızca dokümana bir not düşerek. Yani alıntı kazanmak için kurulan yapı, aradan birkaç ay geçmeden desteğini kaybetti. Taktik peşinde koşmanın maliyeti tam olarak bu.
Uzmanlar nerede birleşiyor: insan denetimi
Lily Ray‘in cümlesi sektörün bu yıl duyması gereken tek cümle: “Araçların kendisi sorun değil, uygulama sorun olabilir.” Yayımlamadan önce sorduğu soruların en sevdiğim: rakibiniz yarın aynı prompt’la bunun neredeyse aynısını yayımlayabilir mi? Evetse, o sayfa emtiadır.
Aleyda Solis aynı yere teknik taraftan geliyor: yapay zekâdan yararlanmak mümkün ama kaliteyi ve özgünlüğü güvenceye alacak editoryal bir iş akışı, markaya özel içgörüler ve birinci el veri şart. Vurgusu şu: yapay zekâ platformlarının alıntılamaya meyilli olduğu şey zaten tam olarak bu.
Cyrus Shepard GEO köprüsünü kuruyor: yapay zekâ cevapları gerçek arama sonuçlarına dayandığı için Google’da sıralanmak hâlâ alıntılanmayı belirliyor. Tek sorguda ilk sayfada olmak yaklaşık üçte bir alıntı şansı veriyor, fan-out sorgularının genelinde sıralanmak bunu %80–90’a çıkarıyor.
Marie Haynes ise Google’ın rehberindeki ifade değişimini hatırlatıyor: “insanlar tarafından yazılmış içerik” ifadesi “insanlar için oluşturulmuş içerik” oldu. Tek kelimelik bu değişiklik tartışmayı bitiriyor: ölçüt yazarın türü değil, içeriğin kimin için var olduğu.
Ortak payda tek kelime: denetim. Yapay zekâ taslağı kurar, insan sorumluluğu alır.
Kendi verim: motor bizi neden önerdiğini kendi cümleleriyle yazdı
12 haftadır kendi markamı beş yapay zekâ motorunda izliyorum. Bu haftaki taramada ChatGPT’ye kurumsal GEO danışmanı sorusunu sorduğumda 41 saniye düşünüp 22 site taradı ve önemlisi sıralamayı neye göre kurduğunu kendisi yazdı: somut GEO vaka çalışması, kurumsal SEO geçmişi, teknik yetkinlik, güncel araştırmalar ve üçüncü taraf kaynaklardaki görünürlük.
Bizi listeye almasının gerekçesi olarak da hizmet sayfamızı değil, 2026 boyunca yayımladığım araştırmaları gösterdi.
Dersi kaçırmayalım: motor bir kez olsun “bu içeriği kim yazdı, yapay zekâ mı kullandılar” diye sormadı. Sorduğu tek şey ne kanıtladığımızdı.
Üstelik aynı taramada pozisyonum 2’den 3’e düştü ve sebebi zayıflamamız değildi: bir rakip, rakamlı ve yayımlanmış somut bir vaka çalışmasıyla havuza girdi. Yani beni geçen şey daha çok içerik değil, daha ölçülebilir kanıt oldu.
Peki sektör bu kanıt katmanını kuruyor mu? Hayır
Ağustos başındaki 60 sitelik denetimime bu hafta “kanıt ve insan katmanı” gözüyle yeniden baktım:
| Eksik sinyal | Site sayısı | Oran |
|---|---|---|
| Yazar bilgisi ya da E-E-A-T sinyali yok | 25/60 | %42 |
| Bağımsız yorum ve itibar kaynağı yok | 31/60 | %52 |
| Wikidata kaydı yok | 52/60 | %87 |
Yani sitelerin yarısına yakınında içeriği kimin yazdığına, kimin sorumluluk aldığına dair hiçbir işaret yok. Yapay zekâ mı yazdı insan mı tartışmasını bırakın, ortada kimsenin imzası yok.
Türkiye merceği
Bu riskin Türkiye’de daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Türkçe içeriği yapay zekâyla ölçeklemenin maliyeti neredeyse sıfıra indi, buna karşılık özgün veri üretme kültürü (kendi ölçümünü yayımlamak, sektör anketi yapmak, birinci el vaka çıkarmak) hâlâ çok zayıf. İkisi birleşince kırmızı bölgeye giden bir otoyol oluşuyor.
Dürüst bir not: o 60 sitenin yaklaşık 46’sı Türkiye’den, 14’ü yurt dışından ve aynı eksikler yurt dışında da çıktı. Yani kanıt katmanının inceliği bir olgunluk sorunu; Türkiye’yi ayıran şey ölçeklemenin buradaki maliyetinin daha da düşük olması.
İyi tarafı şu: rekabet bu kadar zayıfsa, kendi verisini yayımlayan ilk marka kategorisinde tek başına kalıyor.
Uyarı: neyi söylemiyorum
Lily Ray’in verisi üçüncü taraf tahmin verisi ve kendisi bunun bir korelasyon gözlemi olduğunu açıkça yazıyor. Benim 60 sitelik verim de agregat bir denetim gözlemi, kontrollü deney değil; ChatGPT gözlemim ise kişiselleşme taşıyan tek bir tarama.
Yani “yapay zekâ ile içerik üretenlerin %54’ü trafik kaybeder” gibi bir cümle kurmuyorum, kurmayın da. Söylediğim şu: Google’ın politikası yöntemi değil, değeri ve sayıyı hedefliyor; saha verisi de ölçeklenmiş emtianın hep aynı sona vardığını gösteriyor.
Bu ne işe yarar: yayımlamadan önce üç soru
Bu hafta yeni bir şey üretmeyin, son bir ayda yayımladıklarınıza şu üç soruyu sorun.
Özgünlük: Bu sayfada, ilk on sonuçta zaten olmayan tek bir şey var mı? Kendi ölçümünüz, müşteri sonucunuz, kendi yaptığınız test. Yoksa içerik değil, kopya üretiyorsunuz. Kısayol: rakibiniz yarın aynı prompt’la bunun aynısını yayımlayabilir mi? Evetse yayımlamayın, veriyle doldurun.
Ölçek: Bu formattan sitede kaç tane var? Bir avuç mu, yüzlerce mi? Aynı şablonun yüzlerce kopyası, tek tek zararsız görünen sayfaları toplu bir ayak izine dönüştürüyor. Yukarıdaki sekiz şablondan üçünü ve fazlasını birlikte kullanıyorsanız durup bakın.
Sorumluluk: Bu sayfanın altında kimin adı var, o kişi içeriği gerçekten okudu mu? Denetlediğim sitelerin %42’sinde yazar sinyali bile yoktu; kapatması en ucuz açık bu.
Tek cümle: yapay zekâyı taslak ve yapı için kullanın, kanıtı siz koyun, imzayı bir insan atsın. Bu üçü tamamsa aracın ne olduğu kimsenin umurunda değil.
Bu benchmark’a siz de katılın
İçeriklerinizin bu iki eksende nerede durduğunu ve kanıt sinyallerinizdeki boşlukları çıkarmamı isterseniz, GEO Skor Kartı bunun için var: başvuran markaya beş motoru kapsayan ücretsiz bir yapay zekâ görünürlük yol haritası çıkarıyorum.
Türkçe: stradiji.com/tr/geo-skor-karti
İngilizce: stradiji.com/geo-score-card









