Hangisi Daha Kârlı? Mobil Site vs Mobil Uygulama

 

mobil site vs mobil uygulama

Hepimiz mobil dünyada yaşıyoruz. Günümüzde Apple Store’da 1 milyonun üzerinde, Google Play’de ise 1.5 milyon civarında uygulama mevcut. Zamanımızın çoğunu bu mobil uygulamalarda geçirdiğimiz  istatistiklere de yansıyor. Mobil cihazlardaki zamanımızın %86’sını, mobil uygulamalar için harcıyoruz. Peki müşteriler alışveriş için markaların mobil uygulamasını mı, mobil sitesini mi tercih ediyorlar? Gelin hep birlikte bu konuda yapılmış bir analize göz atalım.

Mobil cihaz kullanım alışkanlıklarımızın dönüşmesiyle birlikte, ortaya başka ilginç şeyler de çıkıyor; eMarketer tarafından yapılan bir analize göre müşteriler, alışverişlerini mobil uygulamalar aracılığıyla değil, mobil web siteleri üzerinden yapıyorlar. Bu sonuç başta biraz şaşırtıcı gelebilir. Aynı zamanda, dijital ticaret dünyasında, rekabet içerisinde olan firmalar için zorlayıcı bir sonuç gibi de görülebilir. Çünkü rekabet çok boyutlu hale gelmiş durumda; masaüstü bilgisayarlar, dizüstü bilgisayarlar, tabletler, akıllı telefonlar. Hepsi için alışverişi kolaylaştırıcı sistemler ortaya çıkarmak bir zorunluluk haline gelmiş durumda.

Mobil dünyanın ne kadar hızlı büyüdüğünü anlamak için, biraz rakamlara göz atalım. 2o14 yılında, mobil İnternet aracılığıyla yapılan alışverişlerin toplam miktarı; 60 Trilyon Dolar’a ulaşıyor. Bu rakamın %19’u E-Ticaret satışlarından oluşmakta. Önümüzdeki 2 yıl içerisinde, oranın %25’e ulaşacağı tahmin edilmekte.

Tam bu noktada, mobil uygulamalarda harcanan zamanla mobil web’de harcanan zaman arasında, mobil uygulamalar lehine neden bu kadar büyük bir fark olduğunu sorabilirsiniz. Aslında mobil uygulamalara ayırdığımız zamanın büyükçe bir bölümünü Facebook, Twitter, Instagram, Vine gibi Sosyal Medya uygulamaları kapsıyor . Ancak alışveriş, tamamen farklı bir alan.

Mobil ticaret dünyasında iş yapan bazı firmalardan aldığımız istatistikler şöyle diyor: “Satışlarımızın %3o’u organik arama ve ödemeli arama (AdWords, Facebook reklamları vs) ile gerçekleşiyor. Ayrıca e-posta tekliflerinin %27’si sonuca ulaşıyor.

Bir başka firma yetkilisi, “e-postayla gönderdiğimiz tekliflere tıklandığında mobil uygulamanın açılıyor olması, şu an iyi bir yöntem olmayabilir” diyerek, alışverişin web üzerinden devam etmesinin önemini vurgulamakta. “Bir firma mobil uygulamaya sahip olsa bile, alışverişi mobil tarayıcı üzerinden yapma alışkanlıklarını dikkate almak durumundadır” diye de ekliyorlar.

Yani şu an, mobil uygulama ile alışveriş yapmayı teşvik etmek yerine, mobil web sitesi üzerinden alışveriş yapmayı teşvik etmek daha doğru görünmekte. Günümüzde ölçümlenmiş kullanıcı deneyimi ve eğilim analizleri bize hep bunu göstermekte.

Amerika’da düzenli olarak yapılan anketlerde, 2012 yılı tatil sezonunda; mobil kullanıcıların %42’si mobil web üzerinden, kalan kısmı da diğer kanallar üzerinden alışveriş yapıyorlardı. 2013 yılı tatil sezonunda bu oran %55’e yükseldi. Oran, tahmin edebileceğiniz gibi 2014 yılında artış gösteriyor ve %62’ye yükseliyor.

Bu tür anketler için sorulabilecek kritik bir soru var: Ankete katılan müşterilerin ne kadarı alışveriş sitelerine ait uygulamaları kullanmaktalar? (Amazon, Gittigidiyor, E-Bay, HepsiBurada, vb. gibi)

Resmi olmasa da verilen cevaba göre, büyük çoğunluğu bu uygulamaları kullanıyor olmalarına rağmen, alışverişlerini mobil web siteleri üzerinden yapıyorlar.

Şu an biraz durup düşündüğünüzde, Mobil Uygulamalar ile Mobil Web Siteleri arasındaki bu rekabetin ne kadar ilginç bir hale gelmekte olduğunu görebilirsiniz. Mobil uygulamaların her zaman bir adım önde olduğunu düşünürüz, ancak istatistikler bize öyle söylemiyor. Bu yüzden, Mobil Web’de ve E-Ticaret platformunda var olmak isteyen firmaların çok dikkatli hareket etmesi gerekiyor.

Araştırmalara göre, Mobil İnternet kullanımı arttıkça, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde mobil ticaret istatistikleri daha da artacak. Hatta şunu söyleyebiliriz; İnternet üzerinden alışverişin neredeyse tamamı mobil İnternet aracılığıyla yapılacak. Bu yüzden, ister mobil uygulama sahibi olun, ister mobil site, her ikisini de mükemmel hale getirmeniz, satışlarınız ve müşteri memnuniyetiniz için çok büyük fayda sağlayacaktır.

Hatta şunu da ekleyebiliriz; eğer sadece mobil uygulamaya sahipseniz, yanına muhakkak bir mobil site ekleyin. Aynı zamanda sadece mobil site sahibiyseniz, muhakkak bir mobil uygulamanız olsun. İnanın, büyük firmalar her iki platformda da var olabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Çünkü, sözünü ettiğimiz ortamda birden fazla değişken var. Birden fazla işletim sistemi ve farklı tiplerde cihazlar var. Sadece Apple için uygulamanız varsa, Android, Windows Mobile gibi işletim sistemlerine sahip cihazları kullanan müşterileri kaçırıyorsunuz demektir. Aynı durum, diğer işletim sistemlerine hitap eden uygulamaya sahipseniz de geçerli.

Öte yandan, Mobil Siteniz, en iyi Safari tarayıcısında görüntülenebiliyorsa, Google Chrome, Android Browser ya da Internet Explorer kullanıcıları sitenizden verim alamayabilir. Mobil uygulamanız veya Mobil Web siteniz; işletim sistemlerinin ve tarayıcıların çalıştırabileceği kadar hafif; her ekran boyutuna uyumlu olmalıdır.

Ayrıca, cihazların teknik performanslarını zorlamayacak kadar optimize edilmiş olmalıdır. Yani uygulamanızın ve/veya sitenizin işlemciye, grafik işlemcisine, RAM’e ne kadar yüklendiği gibi konulardan tam puanla çıkabiliyor olmalısınız. Çünkü müşteriniz, sizden bunu bekliyor.

Bu işin teknik kısmıydı, bir de işin müşteri tarafındaki durumu var. Müşteriniz markanıza sadık mı? Uygulamanızı mobil cihaza indirmek ve kullanmak konusunda sizlere güveniyorlar mı? Mobil Web Sitenize girmeden önce daha önce yaşadıkları bir sorun akıllarına gelip vazgeçiyorlar mı? Bu tür tecrübeler, daha doğrusu “kullanıcı tecrübesi” dediğimiz konu, az önce sorduğumuz soruların cevabını rahatlıkla verebilir. Daha önce bahsettiğimiz, Mobil uyumluluk konusunda, mobil sitenizi nasıl yapacağınıza dair verdiğiniz karar, kullanıcı deneyimini baştan aşağı değiştirebilir. Unutmayın, birçok kullanıcı Web’de birbirine benzer davranışlar sergiliyorlar. Onların davranışlarını değiştirmek, sizin elinizde. Sitenizi ve uygulamanızı nasıl tasarlarsanız, kullanıcılar da ona göre davranış sergiler.

Mobil uyumluluk konusunda, “Responsive Design” (Esnek tasarım) şu an daha da iyiye giden bir seçim. Kullanıcı tecrübesi, cihaz, tarayıcı ve işletim sistemi uyumu açısından en çok artıya sahip olan tasarım şekli. Kendi içinde de gittikçe gelişen, sistem-tasarım ilişkili olarak iki taraflı geliştirilmeye devam eden bir tasarım tercihi olarak ön plana çıkıyor.

Analizler ve raporlar, Kuzey Amerika’da hizmet veren en iyi 500 Perakendecinin, mobil cihazlar için optimize edilmiş Mobil Web Sitesi kullandığını göstermekte.  

Yani şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz; mobil uyumluluğa sahip olan ve sürekli geliştirilen bir Web siteniz ve her işletim sistemine uyumlu bir  Mobil Uygulamanız varsa, her şey sizin için çok daha kolay olacaktır. Birden fazla alışveriş kanalına doğru şekilde hitap ettiğiniz sürece, trafiğiniz ve satışlarınız gün geçtikçe artacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir